Yargıtay İlamı Resmî Metni
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/282 E., 2025/804 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/327 E., 2023/256 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri olan bir kısım arsa sahipleri ile davalı yüklenici arasında 06.05.2015 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini ve inşaata hiç başlamadığını, bu durumun Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/178 D.İş sayılı tespit dosyası ile belirlendiğini, çekilen ihtarların da sonuçsuz kaldığını, davalı yüklenici hakkında devam eden çok sayıda icra takiplerinin bulunduğunu, davalının sözleşme tarihinden bu yana geçen sürede inşaat ruhsatını almadığını ve inşaata başlanmasına ilişkin hiçbir işlemi tesis etmediğini, bu süreç içerisinde müvekkillerinin zor durumdu kaldığını, kira ödemek durumunda bulunduğunu, menfi zarara uğradığını belirterek 06.05.2015 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ve fer’ilerinin feshine ve fazlaya ilişkin hakları saklı olarak 15.000,00 TL menfi zararın sözleşme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş 16.03.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile sözleşme eksikliğinin yüklenici tarafından tamamlanmaması nedeniyle geçen süre içerisinde arsayı kullanamamaktan, kiraya verememekten ve hafriyat işlemlerini yapmamaktan kaynaklanan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile ve şimdilik 30.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacılar ile akdedilen sözleşmesinin yanında diğer bir kısım arsa sahipleri ile de 23.10.2015 tarihinde dava konusu taşınmaza ilişkin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını ve sözleşmenin 13/a. maddesinde sözleşmenin resmi süresinin diğer ortaklarla oluşan sorunlar çözüldükten sonra geçerli olacağı hükmünün bulunduğunu, davacılar ile akdedilen sözleşmenin 20/a. maddesinde de birebir aynı hükmün yer aldığını, davacı arsa sahiplerinin bahse konu hükümler uyarınca diğer ortaklarla oluşan sorunları çözme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dava konusu taşınmazın davacılar dışında başkaca hissedarlarının bulunduğunu, bu hissedarlar tarafından sözleşme imzalamaya yanaşılmadığını, ayrıca davacılardan ...'ın davadan önce müvekkilini vekaletten azlettiğini, yine arsa sahiplerinden ...'nin vefat ettiğini bu sebeple vekaletin de sona erdiğini, müvekkili tarafından belediye nezdinde gerekli başvuruların ve ödemelerin yapıldığını, ancak davacıların yükümlülüklerini yerine getirip tüm hissedarlarla sözleşme imzalanmasını sağlayamamaları nedeniyle müvekkilinin inşaat ruhsatı alamadığını fazladan masraf yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin taşınmaz üzerindeki riskli yapının yıkımı ve yıkım sonrası hafriyatın kaldırılması işlerini yaptırdığını, projeleri çizdirdiğini, jeolojik etüdü yaptırdığını, yol kotu ve yol katılım ücretini, bina harcı bedelini vs. ödediğini, davacı tarafın iddiasının aksine müvekkilinin herhangi bir mali sıkıntısının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın paylı mülkiyet hükümlerine ait olması sebebiyle hissedarların tamamıyla sözleşme imzalanmasının inşaata başlamak için zorunlu olduğu, yahut 6306 sayılı Yasa kapsamında riskli yapı olan taşınmaza ilişkin olarak aynı Yasa'nın 6. maddesi hükmü doğrultusunda toplantı yapılarak karar verilmesinin gerektiği, taşınmazın paydaşlarının katıldığı herhangi bir toplantının mevcut olmadığı, taraflara verilen süre içinde gerekli sözleşmenin yapıldığı yönünde bir beyanda bulunulmadığı anlaşıldığından tüm maliklerce imzalanan bir sözleşme olmaması sebebiyle Ankara 44. Noterliği'nin 06.05.2015 tarihli ve 6958 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine, her ne kadar davacı taraf manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de, manevi tazminat talep edilebilecek durumların TBK'da ölüm ve cismani zarar, TMK'da ise kişilik haklarına saldırı halleri ile sınırlandığı, sözleşmenin geçersiz hale gelmesinin bu hallerin hiçbirine girmediği anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde, 06.05.2015 tarihli sözleşmeye göre inşaatın başlaması için arsanın tüm ortaklarından vekaletname ve yetki belgesi temin edilmesi gerektiğini, taraflarca bu şart sağlandığında inşaata başlanılacağı hususunda anlaşıldığını, ancak davacıların bu yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bilirkişi raporu ile de arsanın inşaata hazır şekilde tüm paydaşlarca hiçbir şerh içermeyecek şekilde yükleniciye teslim edilmediğinin tespit edildiğini, riskli yapı şerhinin giderilmesi için işlem yapılmadığını, davacı ... hissesinde ipotek olduğunun tespit edildiğini, paydaşlardan ...'nin sözleşmede taraf olmayıp dava tarihinden sonra hissesini diğer paydaşlara sattığının tespit edildiğini, davanın reddinin gerektiğini, davacıların sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, ıslahın da hukuka aykırı olduğunu, hiçkimsenin kendisinin sebep olduğu hukuki durumdan menfaat elde edemeyeceğini, herşeye rağmen müvekkilinin inşaata başlamak için proje çizdirdiğini, yol kotu ücretini ödediğini ve çeşitli harcamalar yaptığını, ancak davacıların mevzuat kapsamında toplantı yapmaması ve gerekli vekalet ve sözleşme eksikliğini tamamlamamaları nedeniyle davacıların taleplerinin haksız olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.